iNCE ÇİZGİ, ÇINAR

2015-12-17 16:02:00

 Yaşamı hep ince çizgilerin altında yaşarız. Kimi zaman korkarak altında kayboluruz kimi zaman cesaretle yıkar geçeriz. Kimi zaman tek başına kimi zaman başkalarıyla. İnciliriz o çizginin altında incecikte olsa. Kapatırız uzun süre gözlerimizi o an geçene dek bazen de hayal ederiz tersini o an için. Korku verir, yüreğimizi titretir, zelzel olur, tarumar oluruz. Uzun zaman geçer o anı yakalamamızdan beri. Unutmaya yüz tutarız o tatsız anı. Uzun zaman sonra acı da olsa o anı tatmak isteriz duygularımıza kapılarak. Rüyalarımıza sorarız bazen nerde kaldı o an. Bize biraz acı kahkaha biraz sevinçli göz yaşı ile cevap verir. "Sen yaşadığın o her an için ben her rüyanda ölüp ölüp diriliyorum. Sen unutuyorsun ben unutamıyorum. Sen rüya gördükçe ben kabuslarla boğuşuyorum. Sen ne zaman üzüntü duysan o anlarda ben seviniyorum intikam alarak." Aradan uzun zaman geçti ne o anlar benimle buluştu ne de rüyam benimle konuştu. Yanlız kaldım bu ıssız vatan yurdun da. Uzun uzun ekin ekilen tarlanın ortasında tek başına kalan çınar ağacı gibi, ama o çınar ağacı sıradan çınar ağaçları gibi uzun zaman yaşayan değil. Kısa zaman yaşayan ve yapraksız bir çınar ağacı bu. Kimse ne su verir ne de keser. Su vermez ne de olsa kuru diye, kimse kesmez az da olsa gölgeleniriz diye. Çınarın kaderinde vardır kısa zamanda devrilmeye. Rüzgarlar kısa bir dokunuş yapar çınara yanlız değilsin diye. Elbet bir gün gidecektir rüzgarlar da hiç dost olmamış gibi yıllar boyunca. Küçük bir esinti duysa çınar rüzgar mı geldi diye açar gözlerini umutlu ama bir o kadar karamsar gözlerle. Ne rüzgar gelmiştir ne yağmur ne de serinlemek için bir eşref-i mahlukat. Gelen güneşti bende yakıcı ve kavurucu bir o kadar da dertleşme isteyen bir güneşti bu. Koskoca dünyada bırakın ufacık kuru ve cılız çınarı dünyada güneşin bile ne bir soranı ne bir dostu ne de bir derdini soran var. Güneş sinirlenmiştir bu duruma yanlız kaldığı için, intikam almak ister onu yanlız bırakanlardan. Aradı koskoca dünyayı ama bulamadı onu yanlız bırakanın kim olduğunu. Hiç tanımadığı bir çınardan mı intikam alacaktı bilinmez ama eşref-i mahlukat karar vermişti güneşten önce kesmeyi çınarı. Hiç acımadan hiç düşünmeden devriliverdi kuru ama çok duygulu çınar. Kısmet değildi güneşe esir düşmek. Kesilip götürülürken arkasında ince ama uzun bir çizgi bıraktı çınar koskoca boş arazilere. Hayatını anlattı o kısa sürede toprağa. Toprak yıllarca ağladı çınarı derdine. O da kurudu yıllarca, ne bir bitki bitti üstünde ne de yağmur etkiledi onu. Toprak, ince çizgiyi hep sakladı ibret olsun diye. Ta ki yeni bir çınar ekilene dek. 

8
0
0
Yorum Yaz